F tipi cezaevlerine karşı siyasi tutuklu ve hükümlülerin başlattıkları ölüm orucu eylemi 77. gününe girdi 

4 kadın ölümün eşiğinde. Suç Duyuruları (Cumhuriyet, 04.01.2001)

İSTANBUL / İZMİR (Cumhuriyet) - F tipi cezaevlerine karşı siyasi tutuklu ve hükümlülerin başlattıkları ölüm orucu eylemi 77. gününe, Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Yardımlaşma Derneği (TAYAD) üyesi 4 annenin ölüm orucu eylemi ise 52. gününe ulaştı. Kütahya Cezaevi'nde bulunan 27 kadın tutuklu ve hükümlüden Işıl Eylem Bardak, Ayşe Baştemur, Özlem Civelek ve Fatma Ersoy 'un durumunun kötüleştiği belirtildi. İzmir Tabip Odası Başkanı Op. Dr. Fatih Sürenkök , ''Şu anda ölüm ve açlık grevlerinin devam etmesi, zaman zaman müdahale edilme sınırlarına gelmesi, mahkûmların
reaksiyonlarını daha da arttırmakta, olumsuz sonuçların çıkmasına neden olmaktadır'' dedi. 

F tipi cezaevlerine karşı siyasi tutuklu ve hükümlülerin önce açlık grevi olarak başlattıkları, daha sonra ölüm orucuna dönüştürdükleri eylem sürüyor. Sivil toplum örgütleri yaptıkları açıklamalarda cezaevlerine yapılan operasyonu eleştirerek ''gerçeklerin açıklanmasını'' istediler. ÇHD İstanbul Şubesi tarafından yapılan yazılı açıklamada, F tipi cezaevlerinde işkence yapıldığı iddia edilerek ''Ölüm oruçları ve açlık grevine katılanların sayısı artıyor. Bu operasyon, 'hayata dönüş' değil, imha ve vahşet operasyonudur'' denildi.  TAYAD'dan yapılan açıklamada da operasyonlar sırasında yaşamını yitiren tutuklu ve hükümlüler ile askerlerin otopsi raporlarının açıklanması istenildi. Açıklamada, ''Operasyonları yürüten jandarma komutanları ve Adalet Bakanlığı, otopsiler yapılmadan bu askerlerin tutuklu ve hükümlülerce vurulduğunu belirtiler'' denildi. 

SES (Sağlık Emekçileri Sendikası) tarafından yapılan açıklamada ise tutuklu ve hükümlülerin can güvenliğinin devletin güvencesi altında olması gerekirken siyasi iktidarın toplumsal muhalefet ve kitle örgütlerinin görüşlerini almadan uyguladığı tek yanlı baskı politikaları sonucu onlarca insanın
yaşamını yitirdiği belirtildi. Yetkililer tarafından hekim ve sağlık emekçilerine ölüm orucundaki tutuklu ve hükümlülere zorla tedavi yapmaları için baskı uygulandığı belirtilen açıklamada, ''Doktorlar, mesleki uygulamalarını siyasi ihtiyaçlara göre değil, geçmişten bugüne edinilmiş tarihi deneyim ve evrensel meslek ilkeleri çerçevesinde yürütürler. Evrensel hekimlik ilkelerine göre mesleğini yürüten doktorlara ve örgütlerine yapılan baskıları kınıyoruz'' görüşüne yer verildi. 

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi üyesi avukatlar bugün, TAYAD üyesi aileler ise yarın Sultanahmet Adliyesi'ne, Başbakan, ilgili bakanlıklar, operasyonda görevli jandarma komutanları ve diğer görevliler hakkında, adam öldürme, adam öldürmeye tam teşebbüs, azmettirme,
işkence, insanlık dışı muamele, müessir fiil, görevi kötüye kullanma suçlarını işledikleri gerekçesiyle suç duyurusunda bulunacaklar. İHD İstanbul Şubesi, ÇHD İstanbul Şubesi, Toplumsal Hukuk ve Araştırmaları (TOHAV), Türkiye İnsan Hakları Vakfı (THİV) ve Sağlık Emekçileri Sendikası'ndan (SES) üyelerince oluşturulan bir heyet ise tutuklu ve hükümlülerin sağlık durumlarını gözlemek ve F tipi cezaevlerini incelemek için İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Ferzan Çitici 'ye başvuracak. 

'Müdahale riskli' 

İzmir'de de bir grup tutuklu ve hükümlü yakını ''her an ölüm haberi alma kaygısı yaşadıklarını'' belirterek şu açıklamayı yaptılar: 

''Çocuklarımızı biz devlete sağlıklı olarak teslim ettik, öyle teslim almak istiyoruz. Yetkililerin ölüm olmadan soruna çözüm bulmalarını istiyoruz.'' 

İzmir Tabip Odası Başkanı Op. Dr. Fatih Sürenkök de Ayşe Yıldırım 'ın Atatürk Eğitim Hastanesi'nde ölüm orucu eylemini sürdüren oğlu Barış Yıldırım ile görüştüğünü söyledi. Op. Dr. Sürenkök, Yıldırım'ın eylemcilerin sağlık durumlarının iyi olmadığını söylediğini belirtti. Eylemcilerin her geçen gün sağlıklarının bozulduğuna dikkat çeken Sürenkök, sözlerini şöyle sürdürdü: 

''Ölüm orucu ve açlık grevlerinin 76. gününe gelindi. Ölüm ve açlık grevlerinin devam etmesi, zaman zaman müdahale edilme sınırlarına gelmesi, mahkûmların reaksiyonlarını daha da arttırmakta, bu da olumsuz sonuçların çıkmasına neden olmaktadır. Bu konuda gerek cezaevindeki mahkûmların
sağlık konrtollerinin yapılması, gerekse olayın nedeninin çözülmesine yönelik çaba gösterilmelidir. Kısacası sorunun çözümü için yeniden görüşmeler başlatılmalı, yeni ölümler olmadan sorun çözülmelidir.'' 

İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şube Başkanı Günseli Kaya da, ölüm orucunu sürdüren eylemcilerin bilinçlerini yitirme noktasına geldiğini söyledi. Durumu ağır olan, bilinç kaygısı görülen eylemcilere tıbbi müdahale yapılması endişesi taşıdıklarını vurgulayan Kaya, kaygılarını şöyle dile getirdi: 

''Şu anda ölüm orucunda bulunanlara bilinci kaybettiği noktada tıbbi müdahaleden söz ediliyor. Bilinci yerindeyken tedaviyi kabul etmeyenlerin, bilinci kaybolduğunda beslenmesi, geçici bir iyilik hali yaratsa da, bilinci yerine geldiğinde kendi iradesinin gereklerini yapması son enerjilerini de tüketecek. Onlara ayrı bir eziyet uygulaması haline dönüşecektir. Kaldı ki, 70'li günleri aşan açlıklarda enfeksiyon riski ile gelen ölüm, sıkça rastlanan bir durumdur. Bu koşullarda yapılacak bir müdahalenin bu riski de arttıracağı kesindir. Dolayısıyla bu noktada ciddi kaygılar taşımaktayız.'' 

Konya'da cenaze 

Çankırı Cezaevi'nde ölüm orucunda yaşamını yitiren Hasan Güngörmez (36) Konya'da toprağa verildi. Güngörmez'in cenazesi önceki gün Konya'ya getirildi ve dün sabah Parsana Camii'nde kılınan cenaze namazından sonra Musalla Mezarlığı'nda toprağa verildi. Emniyetin geniş güvenlik
önlemleri aldığı cenaze töreni sırasında bir grup slogan attı.  Güngörmez'in DHKP/C davası nedeniyle 15 yıl ağır hapis cezası aldığı ve 8 yıldır Çankırı Cezaevi'nde bulunduğu bildirildi.