ÖES
ÖĞRETİM ELEMANLARI SENDİKASI
10 Aralık
1999
BASIN
AÇIKLAMASI
BASINA VE
KAMUOYUNA
Biz öğretim elemanları olarak, ABD’nin Seattle
şehrindeki DTÖ toplantısı vesilesiyle neo-liberalizmin tüm dünyada yarattığı
adaletsizlik ve eşitsizliklere karşı çıkan, vahşi kapitalizme yeter deme cesaretini
gösteren evrensel dayanışma ruhunu yüreğimizde hissediyor ve buradan içten
desteklerimizi gönderiyoruz. Çünkü, bizler de tüm yaşam alanlarının kâr
mantığına teslim edilmesi zihniyetinin, insana dair tüm etkinlikler gibi bilime, kamu
üniversitelerine ayrılan kaynakları bir israf görme anlayışının bedelini ödemek
istemiyoruz.
Mecbur kalmadıkça kendi ekonomik taleplerini öne
çıkarmayı, geçim sıkıntılarını dile getirmeyi tercih etmeyen bir meslek grubuyuz.
Ancak ülkede gelir dağılımının iyice bozulduğu, kamu çalışanları başta olmak
üzere tüm emeğiyle geçinenlerin ücretlerinin ve sosyal haklarının gerilediği bir
ortamda bu kesimin bir parçası olarak emeğimizin karşılığını, sadece
“hakettiğimiz” ücreti istiyoruz.
Aslında bu taleplerimizi kime yönelteceğimizden
emin olamamanın sıkıntısı içindeyiz. Milliyetçi bakanların bile, “bu bütçe
Ecevit hükümetinin değil, IMF Türkiye Masası Şefi Cottarelli’nin bütçesidir”
itirafında bulunduğu bir ortamda gene de IMF’yi muhatap almayı içimize sindiremiyor
ve hükümete seslenmek istiyoruz. Temmuz 1999’da % 20 ücret artışı verirken de kamu
çalışanlarını enflasyona ezdirmemeye söz vermiştiniz. Halbuki 1999 yılı ikinci
altı ay enflasyonunun % 35 civarında olacağı anlaşılıyor; bize önerdiğiniz % 15
ücret artışı ancak bu oranı telafi ediyor. Yoksa
2000 yılında “sıfır enflasyon” mu bekliyorsunuz? Vergi gelirlerinin %
88’inin faize gittiği bir bütçeyle topluma sosyal hizmet götürmenin, emeklilere ve
kamu çalışanlarına emeklerinin karşılığını vermenin, ülkenin geleceğine
yatırım yapmanın mümkün olduğuna inanıyor musunuz?
Kamu kaynaklarıyla uzun yılların emek ve
çabasıyla yetişmiş öğretim elemanları olarak, enerjimizi özel üniversitelerin ve
açgözlü şirketlerin kâr arayışlarına seferber etmeyi onurumuza yediremiyoruz.
Birikimlerimizi kendi üniversitelerimizde öğrencilerimize ve topluma aktarma
sorumluluğuna sahip çıkmanın mücadelesini veriyoruz. Kamu üniversitelerinde yaşanan
kan kaybı giderilemediği, öğretim elemanlarına mesleklerini uygarca sürdürecekleri
bir yaşam standardı sağlanamadığı takdirde bu direnişimizin nereye kadar
süreceğini bilemiyoruz.
Ama bir gerçeği çok iyi biliyoruz.
Bütçeler demokratik katılım süreçleriyle
toplumsal çıkar doğrultusunda hazırlanmadan, kamu emekçilerine grevli, toplu
sözleşmeli sendikal hak tanınmadan “toplumsal katkı”mızın karşılığı
hakettiğimiz ücret düzeyini elde edemeyeceğiz. Çabalarımız tüm kamu emekçileriyle
birlikte bu doğrultuda olacaktır.
ÖES
İstanbul Üniversiteleri Şubeleri