Kamu üniversitelerinde giderek yaygınlaşan vakıflar, bu tehlikeli siyasanın araçlarından biri durumundadır. Boğaziçi Üniversitesi’nin kendi vakfına devredilerek özelleştirilmesi tartışmaları, hatırlanacağı üzere 1999 güzünde B.Ü. yönetici kadrolarınca gündeme getirildi.
Ankara Üniversitesi’nde ise, üniversite vakıflaşmasının başka sakıncaları sergilenmekte. Üniversite bünyesindeki yemek hizmetleri, Sayıştayın, 21 Ekim 1996 tarihli, “üniversite personelinin karar organlarında yer aldıkları vakıfların, ilgili üniversitenin... ihalelerine katılmalarının mümkün bulunmadığını” kararına ve Vakıflar Genel Müdürlüğü'nün “(...) üniversiteler bünyesinde kurulan vakıfların üniversitenin ismini alamayacağına, üniversiteden herhangi bir menfaat sağlayamayacağına, bu vakıflara yaptıkları hizmetlerle ilgili para aktarılamayacağına” dair 21 Eylül 1997 tarihli tebliğine karşın, Ankara Üniversitesi Geliştirme Vakfı bünyesinde kurulan Ankür Eğitim Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi adlı şirkete ihale edildi. Ankara Üniversitesi personel ve öğrencileri, bu sayede “daha kalitesiz yemekleri daha pahalıya yeme” olanağına kavuşmuş oldu!
Bilindiği üzere YÖK’ün “Yükseköğretim Kurumları Yönetici, Öğretim Elemanı ve Memurları Disiplin Yönetmeliği”, “Yükseköğretim kurumlarından başka yerde ücretli veya ücretsiz, resmi veya özel bir iş görmek, ek görev almak veya serbest meslek icra etmeyi” meslekten çıkartılmayı gerektiren bir “disiplin suçu” saymaktadır. Üniversite vakıfları bünyesinde kurulan şirketlerde öğretim elemanlarının görev alması, YÖK’ün çifte standart uygulamalarının bir başka örneğidir.
Buna karşılık, A.Ü. Rektörlüğü, sendikamız kurucu ve Yönetim Kurulu üyelerinden Dr. Faruk Alpkaya hakkında, Üniversite vakfı ve Ankür’ün “şaibeli” uygulamalarını tartışmaya açtığı için, aynı Yönetmeliğe dayanarak, “Ankara Üniversitesi'nin, yönetim organlarının ve öğretim üyelerinin şeref ve haysiyetine tecavüzde bulunmak, onları kamuoyu önünde küçük düşürmek” gerekçesiyle soruşturma açtı.
Öğretim Elemanları Sendikası, üniversite vakıfları ve bu vakıflar bünyesinde kurulan şirketlerin faaliyetlerinin “yönetimin şeffaflığı” ilkesiyle çeliştiğinin bilinciyle, yüksek öğrenim ve kapsamındaki tüm hizmetlerin “kamu hizmeti” sayılması gerektiği yolundaki görüşünü tekrarlamayı ve Sayın Dr. Faruk Alpkaya’yla tam bir dayanışma içinde olduğunu kamuoyuna duyurmayı görev bilir.
11.01.2000
Öğretim Elemanları Sendikası
Yönetim Kurulu